Türkiye' nin Alerji Sitesi

DOĞAL VE KAZANILMIŞ İMMÜN SİSTEM

İMMÜN SİSTEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

 

İmmün sistem, patojenik mikroorganizmalar yanında infeksiyöz olmayan yabancı maddelere karşı savunma amacıyla, bazı hücreler, moleküller ve organlarca oluşturulmuş kompleks bir yapıya sahiptir. Ayrıca konağın korunmasından öte hücre yüzeylerinde eksprese edilen özel molekülleri tarama ve tanıma yoluyla kişinin doku homeostazı ve doku tamirini de düzenler. İmmün sistem hücreleri malign, ölü ya da hasarlanmış hücreleri tanır ve yok eder. İmmün hücreler, kemik iliğindeki hematopoetik kök hücrelerden kaynaklanıp kan ve lenfoid dolaşıma katılırlar. Bu hücreler özelleşmiş lenfoid organlarda kompleks bir mikro yapıya dönüşüp, hemen hemen her türlü dokuya yerleşirler. Bu hücreler, mikroçevrelerinde diğer hücrelerle etkileşen karakteristik yüzey moleküllerini eksprese ederler. Bu hücre yüzey molekülleri CD (cluster of differantiations) olarak adlandırılır. Lenfoid organlardaki anatomik organizasyonları tüm vücudu baştanbaşa dolaşma ve kan ile lenfoid dokular arasındaki göç yetenekleri, konak savunmasının çok önemli parçalarıdır. Aktivasyon durumunda immün hücreler; immün sistem hücreleri ve diğer hücreler arasındaki ilişkiyi sağlayan küçük suda eriyen proteinler ve sitokinler salgilar.

Doğal ve Kazanılmış İmmünite

Temel olarak konak savunması; doğal ve kazanılmış olmak üzere iki tip immünite ile sağlanmaktadır. Bu iki komponent birbirinden bağımsız olmayıp çok sıkı bir ilişki içinde çalışmaktadır. Doğal immün sistem çok eski bir immün sistem olup tüm vertebralilarda görülür ve türler arası oldukça korunmuştur. Önceden oluşmuş olan proteinler ve hazırda var olan hücreleri kullanarak immün savunmanın ilk basamağı olan erken yanıtı oluşturmaktadır. Doğal immünite basitçe epitelyumyal tabaka ve bunu yüzeinde bulunana antimikrobiyal maddelerden oluşan kimyasal bariyer olarak tanımlanır. Daha sınırlı bir tanım kullanılacak olursa doğal immün sistem; monosit, makrofaj, dendritik hücre, doğal katil hücre (NK), eozinofil, bazofil, nötrofil ve mast hücrelerini içeren değişik tip hücreler aracılığı ile sağlanan ve özgül olmayan korunmayı sağlar. Kompleman sistemi üyeleri, akut faz reaktanları ve sitokinler gibi değişik kimyasal medyatörler de patojenlerin doku invazyonundan korunmak için oluşan inflamatuvar yanıta katkıda bulunurlar. Yanıtın hızlılığı ve erken oluşması bu yanıtın özgüllüğünü ve uyarlanmış olmasını engellemektedir. Doğal immün sistemin yanıt paternlerinin dağınık ve özgüllükten yoksun olması nedeniyle bu immün yanıt sırasında komşu dokuların hasarlanması kaçınılmazdır. Özgüllükten yoksun olmasına rağmen doğal immünite oldukça etkili olup genellikle mikrobiyal invazyondan korur ve patojenleri yok eder. Mikroorganizmaların patojeniteleri genellikle doğal immün sistemden kaçabilme ve ona dayanıklılık gösterebilme yeteneklerine bağlıdır.

Eğer mikroorganizmalar özgül olmayan immün yanıttan kurtulmayı başarabilirlerse; bu durumda savunmanın ikinci aşaması olan kazanılmış immünite konağın yaşamını güvence altına alır. Kazanılmış immün yanıt; doğal immünite tarafından sağlanan destek, güçlendirme ve saldırgan ajanın doğasına ait önemli bilgilerin sağlanmasına bağlıdır. Kazanılmış terimi mikrobiyal uyarilara adapte olabilme yeteneğinden dolayı kullanılmakta olup “özgül immünit” olarak da kullanılmaktadır. Kazanılmış immün sistem yüksek vertebralılara ait bir özellik olup evrimsel olarak doğal immüniteden daha yeni bir yapıya sahiptir ve özgüllük, hafıza değişimi, özelleşme, tolerans ve homeostaz sağlanması gibi önemli özellikleri vardır.

İmmün özgüllük B ve T hücrelerinden oluşan iki önemli hücre tipi ile sağlanır. Bu hücreler küçük protein parçalarındaki tanınamayacak değişiklikleri saptamaya ve antijenik determinatları özgül olarak tanımaya yarayan reseptörler taşırlar. Bir sürü olası antijene yanıt için kazanılmış immün sistem çok miktarda spesifik reseptöre ihtiyaç duyar. T ve B hücreleri birer reseptör tipi eksprese etmelerine rağmen klonal gruplaşmalar sonucunda değişik antijenik yapılara yüksek düzeyde özgül yanıt verebilirler.

Kazanılmış immün sistemin farklılaşma özelliği sonradan somatik olarak kazanılmış bir özelliktir ve lenfosit repertuarı olarak adlandırılır. Lenfosit repertuarı yaklaşık 10-10 antijenik yapıyı birbirinden ayırt edebilir. Antijen tanınması sırasında kazanılmış immün sistem antijene yanıt veren hücrelerin klonal çoğalması şeklinde yanıt verir. Antijene özgül olan bu hücreler hızla çoğalır ve yeni fonksiyonel özellikler kazanırlar. Çünkü antijen için hafıza geliştirirler ve aynı antijenle ikinci karşılaşma sonrasında çok daha hızla ve etkili bir yanıt oluştururlar. Tekrarlayıcı ve devam eden enfeksiyonlara karşı yüksek düzeyde bir yanıt için özgüllük ve hafıza gereklidir ve bu özellik aşılamanın temelini oluşturur. Özgül immün sistemin uyarlama gücüne diğer bir örnek de özgül yanıtın mikropların değişik sınıflarına yayılmasıdır. Özgülleşme immün yanıt gelişimi sırasında farklılaşmadan olup, özel mikrobik uyarılara karşı seçilen en uygun etki yolunun seçilmesi ile sonuçlanır.

Patojenlere karşı oluşan immün uyarlamanın kaçınılmaz bir sonucu da oluşan immünitenin kendi antijenlerine karşı yanıt verme riskidir. Kendine karşı reaksiyon göstermeme yetisi “kendine tolerans” denilen birlikte çalışılan mekanizmalarla sağlanır. Kendine ait olan ve olmayan ayırımı kuşaktan kuşağa geçmeyen bir özellik olup, evrimsel bir özelliği yoktur. Buna karşın doğal immünite genetik olarak sadece yabancı antijenlere yanıt vermek üzere programlanmıştır. Evrimsel olarak patojenleri tanıyan reseptörler seçilirken, kendine yanıt vermekten yani otoimmün yanıttan korunmuştur. Tüm bunlardan dolayı genellikle otoimmün hastalıkların kazanılmış immün sistemdeki yetersizlikler ile oluştuğu düşünülür.

Kazanılmış immün sistemin farklılaşma ve özgülleşme gelişimi özelliklerine ek olarak bu sistem verdiği yanıtı kendi kendine sınırlayabilir ve homeostazın yeniden oluşturulmasını sağlayabilir. Bu mekanizma aşırı bir immün yanıtın oluşumunu engellemek ve özgül yeni bir immün yanıt için gerekli lenfositlerin sağlanmasında görevlidir.

Doğal immün sistemin kazanılmış immün sisteme göre filogenetik olarak daha yaşlı olmasına rağmen birçok yeni evrimsel değişim lenfoid organlarda olmaktadır. Lenfoid dokuların özgülleşmesi sırasında immün sistemin tüm kolları, immün reaksiyonun kuvvetlendirilmesi ve optimize edilmesi için çok sıkı bir ilişki içinde ortak olarak çalışırlar. Evrimsel gelişim sırasında en erken organize olmuş lenfoid yapılar barsakla ilişkili lenfoid dokulardır. Yüksek vertebralılarda, dalak, timus ve lenf nodları ise çok daha karmaşık ikincil lenfoid organlardır.

Sağlıklı günler dileğiyle...

Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

 

Anlaşmalı Bankalar