alerjik hastalıklar

ALERJİK KONTAKT (TEMAS) DERMATİT

Alerjik kontakt dermatit (AKD), kişinin alerjen madde ile duyarlanmasını takiben aynı alerjen ile tekrar karşılaşması ile ortaya çıkar. İmmünolojik olarak T hücre aracılı (hücresel tipte) gecikmiş tipte bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Klinik tablo alerjene ve bireyin bağışıklık cevabına bağlı olarak değişse de genellikle kaşıntılı, egzama tarzında deri lezyonlarıyla seyreder ve lezyonlar temas bölgesinde ortaya çıkar.

Görülme Sıklığı ve Oluşma Nedenleri:

Sanayileşen toplumlarda kimyasal alerjenlerden zengin bir çevre olduğundan karşılaşılan alerjenlerin sayısı da zamanla artmaktadır. AKD genel toplumda yaygın olarak görülür fakat sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Çünkü sıklık verileri genellikle mesleksel dermatit çalışmalarından elde edilmiştir. AKD iltihabi dermatitlerin %5-15’ini oluşturmaktadır.

Yama (patch) testi  yapılan merkezlerden geriye dönük olarak elde edilen verilere göre; en sık karşılaşılan mesleksel alerjenler, lateks (kauçuk) malzemeler, korunma ekipmanları, sabunlar, deterjanlar, reçineler ve akriliktir. Genel toplumda en sık karşılaşılan alerjenler ise metaller, koku maddeleri, bölgesel olarak sürülen ilaçlar, saç bakım ve kozmetik ürünlerinde kullanılan kimyasallar, plastik, yapıştırıcılar ile kauçuktur.

AKD’ye neden olan alerjen, hastanın temas öyküsüne göre tahmin edilmeye çalışılır. Örneğin, ağız çevresinde lezyon varlığı diş macunu veya sakız ile temas sonucu (Resim-2); boyun, koltuk altında dermatit varlığı deodorant, parfüm gibi kimyasallar ile temas sonucu; karın bölgesinde dermatit giysinin metal aksesuvarı ile temas sonucu veya kulak memesi gibi bölgelerde imitasyon takı takıldığında metal teması sonucu oluşabilir.

Sağlık çalışanları, kimya sanayi işçileri, kuaförler, inşaat işçileri gibi meslek gruplarında AKD görülme sıklığı daha fazladır ve yaşla birlikte görülme olasılığı artmaktadır. Eskiden çocuklarda alerjenlere maruz kalma riskinin düşük olması ve immatür immün sistemleri olduğundan AKD görülmeyeceği düşünülürdü. Fakat; artık, temas ile duyarlanmanın erken çocukluk döneminde aşılar, bölgesel sürülen ilaçlar ve kozmetik ürünler ile başladığı kabul edilmektedir. AKD tanısında rolü tartışmalı olmakla birlikte yama testi pozitifliği yüksek oranda saptanabilir.

Klinik:

AKD’de genellikle kaşıntılı lezyonlar mevcuttur. Bazen batma, yanma veya ağrı da görülebilir. Klinik, alerjene temas süresi, temasın yeri ve kişinin duyarlanma derecesine göre değişir. Göz kapakları, genital bölge gibi derinin ince olduğu bölgeler bulgular açısından şiddetin daha çok olduğu bölgelerdir.

Akut AKD lezyonları kırmızı, deriden kabarık, pullanma gösteren lezyonlardır. Ciddi vakalarda deride içi su dolu baloncuklar oluşabilir. Derinin ince olduğu göz kapakları, dudak, genital bölgede ödem gelişebilir. İlerleyen dönemde, sulanma daha az belirgindir ve kepeklenme görülebilir.

Alerjen ile tekrarlayan veya sürekli temas devam ederse deride deride kalınlaşma gelişir ve derinin ödemli, kuru, pullu ve kalın bir görünümüyle sonuçlanan kronik hastalık gelişir. Kronik AKD’de deride çatlamalar ve bu çatlakların mikrop kapması ile enfeksiyon da gelişebilir.

Deri lezyonları genellikle alerjen ile temas eden bölgede bulunmaktadır. Fakat; bazı durumlarda yaygın, yamalı tutulum da görülebilir. Örneğin oje sürüldükten sonra göz kapaklarına dokunulması ile ikincil transfer veya tekstil ürünü kaynaklı bir alerjenden dolayı kumaşın temas ettiği tüm bölgelerde lezyonlar olabilir. Lezyonlar genellikle çevre ile teması daha çok olan el, yüz, göz kapaklarındadır.

El ve yüzde gelişen lezyonlar ve kronik dermatit, bireyin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.

Tanı:

AKD’de tanı hastanın hastalık hikayesi, muayenesi ve yama testi ile konur. Hastanın mesleği, çalıştığı ortam, hobileri sırasında alerjen temas öyküsü, kullandığı sürülebilir ilaçlar, kozmetikler, saç boyaları, kokular, gözlük, giyim malzemeleri, eşlik eden hasatlıklar, ilaç alerjisi varlığı açısından sorgulanır. Hastanın unuttuğu şeyler olabileceğinden yama testi sonrasında hasta tekrar sorgulanmalıdır. Kuaför, inşaat işçileri, sağlık çalışanları, temizlik işçileri, çiftçiler, pastacılar sıklıkla el egzaması ile başvurulabilirler.

Lezyonun morfolojisi, yeri ve bazı zamanlarda ortaya çıkması alerjen hakkında ipucu verebilir. AKD lezyonu tipik olarak alerjen temas bölgesinde iyi sınırlı, kaşıntılı, ekzamatöz görünümlüdür. Akutsa sulanmalı veya akıntılı, kronik ise pullu plaklar olabilir. Fakat; bazen lezyonların temas bölgesine sınırlı kalmayabileceği akıldan çıkarılmamlıdır.

Yama testi AKD kesin tanısı ve sorumlu alerjenin gösterilmesi için yapılması gereken bir araştırmadır. Özellikle kronik egzemalı hastalarda ayırıcı tanı için yapılmalıdır. Yama testinde alerjen irritasyon oluşturmayacak konsantrasyonda kontrollü koşullar altında deriye uygulanır. Bu test % 70-80 arasında bir duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Laboratuvar testleri aslında AKD için hastaların değerlendirilmesinde gerekli değildir; ancak, benzer klinik özelliklere sahip diğer bozuklukları dışlamak için yararlı olabilir. Örneğin, kültür yapılarak enfeksiyon dışlanabilir. Mikroskopik deri biopsisi incelemesi diğer ekzamatöz lezyonlar ile seyreden dermatitlerden ayırıcı tanıda fayda sağlayabilir.

Alerjen uzaklıklaştırıldığında lezyonlar geriler. Şüpheli alerjenden kaçınma ve bulgulara yönelik tedaviye yanıt AKD tanısını destekler.

Tedavi:

AKD tedavisi, alerjenin tespiti ve temasın önlenmesi, alerjen madde içermeyen alternatif ürünlerin belirlenmesi ve bulguların giderilmesinden oluşur. Alerjen tespit edilebilirse hastalığın tekrarlaması da önlenebilir. Alerjenin tespiti en önemli adımdır; hastalık hikayesi ve yama testi ile tespit edilebilir. Bir sonraki en önemli adım hastaya alerjen içeren ürünlerden kesinlikle uzak durması gerektiği, tedavinin bu şekilde mümkün olabileceği anlatılması ve kullanabileceği alternatif ürünler hakkında bilgi verilmesidir. Örneğin nikel, takı, düğme, fermuar, bozuk para, anahtar, makas gibi metal ürünlerde ve bazen de kolalı içecek, ıspanak, konserve yiyeceklerde bulunur ve bu maddelerin bir listesi hastalara verilebilir. Ayrıca küpe, pantolon düğmesi gibi yerlere tırnak cilası sürülerek fiziksel bir bariyer oluşturulabilir veya nikel için bariyer kremler kullanılabilir.

Kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde en çok AKD neden olan alejenler, koku maddeleri, paraben ve tiomerosal gibi koruyucu maddeler, propilen glikol ve lanolin gibi yardımcı maddeler,  tırnak ürünlerindeki yapıştırıcılar, güneş kremleri, parafenildiamin gibi saç boyalarında bulunan maddelerdir. Hastalar bu ürünleri kullanmadan önce etiketlerini okumayı öğrenmelidir.

Cildin korunması için hastalar çalışırken eldiven takabilir, temas öncesi bariyer kremler ve iş sonrası veya el yıkama sonrasında da vazelin bazlı nemlendirici kremler kullanabilir. Nemlendiriciler özellikle kronik AKD tedavisinde kortikosteroidlere ilave olarak kullanılabilir.

Semptomları hızla kontrol altına alabilmek için çoğu kez deri iltihabının tıbbi tedavisi de gerekir. Bunun için sürülebilir kortikosteroidler ve kalsinörin inhibitörleri bazen de ağızdan ya da iğne tarzında kortikosteroidler kullanılır. Dirençli kronik vakalarda fototerapi yapılabilir. Nadiren kronik AKD durumlarında özellikle alerjenden kaçınmanın mümkün olmadığı durumlarda, azatioprin, mikofenolat mofetil, siklosporin gibi ilaçlar kullanılabilir.

Sürülebilir kortikosteroid bölgesel ve sınırlı AKD’ de ilk seçenektir; ancak, 2-4 haftadan daha uzun kullanılmamalıdır. Tedavi ile düzelme sağlanamıyorsa veya lezyonlarda artış oluyorsa sürülebilir steroidlere bağlı kontakt duyarlılık olasılığı akla gelmelidir.

T hücrelerine etkili kalsinörin inhibitörleri olan sürülebilir takrolimus veya pimekrolimus bölgesel kronik AKD tedavisinde sürülebilir kortikosteroidlere bir alternatif olabilir. Kortikosteroidlere dirençli, yüz veya vücudun kıvrım yerleri gibi hassas alanlardaki lezyonlarda kullanılabilirler. Ayrıca, sürülebilir kortikosteroidler ile alevlenen AKD tedavisinde kullanılabilir. Bu ürünlerin uygulama yerinde lokal yanma ve batma dışında pek yan etkisi yoktur.

Kaşıntının azaltılması için soğuk kompres, kalamin losyon, alüminyum asetat kompres gibi bölgesel tedaviler de kullanılabilir. Özellikle akut AKD döneminde sulu lezyonlar için ıslak pansuman yapılması önerilir ve koloidal yulaflı banyo ile lezyonların kurumasına yardımcı tedaviler kullanılabilir.

Vücut yüzey alanının  %20’sinden fazlasının tutulumu veya akut AKD’ de yüz, el, ayak, genital bölge tutulumu var ve daha hızlı tedavi edilmek isteniyorsa ağızdan uygulanan kortikosteroidler kullanılabilir. İlaç azaltılarak yaklaşık iki hafta içinde azaltılarak kesilmelidir.
 

Sağlıklı günler dileğiyle…

 

Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ